22 Ağustos 2018 Çarşamba


Kesik Kın-2

“Türkiye’deki sol hareket hala kendini aşamamış, geçmişi ile hesaplaşmadan da bunu yapa bileceğini sanmıyorum” demişti Mustafa
     Koltuğun arkasına dayanmış üstteki ayağının dizine vuruyordu bir yandan da elinin parmakları ile.
“o nedenle de çürümüşlükten kurtulamıyor, amip gibi bölünmesinin özünde yatan nesnel koşullar bunlar…”
     Şenol araya girmişti
“bırak bunları da kesin dönüş yapmayı düşünmüyor musun” 
diye sordu
“kesin dönüş yapıp ne yapacağım, benim istemlerimi bu ülkede karşılamam mümkün mü, bir kokuşmuşluk sarmış alıp götürmüş ortalığı, her kesi içerisine çekiyor…”
      Şenol dalmıştı yıllar önceydi gençlik hareketleri içerisinde yer alırken de, sürekli eleştirirdi Mustafa ve uzak dururdu olaylardanda, İnsanları, kenti sürekli, bir oyun gibi görürdü yaptığı işleri, riske girmekten sürekli kaçınırdı, yurt dışına çıktığını öğrendiğinde de çok şaşırmıştı, çıkmasını gerektirecek boyutta hiçbir şeye karışmamıştı…
     Mustafa’nın yurt dışına çıktığını ceza evinde iken öğrenmişti, uzun süren bir aradan sonra karşılaşmak sevindirmişti, sevindirmesine ama nasıl ağırlayacağını düşünmeden edemiyordu,
kafede hesabı kurtarırdı da, akşam bir bara takılalım lafı ürkütmüştü.
     Mustafa devam ediyordu bardağından çayı özlemle yudumlarken,
“orda Alman vatandaşlığına geçtim, yeşiller partisinde aktifim, şiire başladım, işsizlik paramı da alıyorum, burada dönüp de ne yapacağım, sizler gibi çıkmazların içerisine girip, orda yaşam farklı”
     Şenol sözlerin altında kalmaktan değil akşamki ağırlamanın altından kalkamayacağının ezikliğini yaşıyordu…
     Suat gelmişti yanlarına oturabilirmiyim diyerek izin istedi.
     Şenol tanıştırdı
   “Buranın işletmecisi arkadaş Suat, iyi bir araştırmacıdır, sanat kafe açmasının sebebi de bu,
Mustafa’da çok eski bir arkadaşım yıllardır görüşmüyorduk”
    Suat,
“Burada yaşamıyorsunuz anladığım kadarı ile” dedi söze başlamak için
    Mustafa’nın konumunu bozmaması nedeni ile tokalaşmamışlardı.
“evet” demişti “ Almanya’da yaşıyorum, yazlık almak için gelmiştim Şenol’u da görmek için uğradım, özlem gidermek için”
ekleyerek
“Anladığım kadarı ile eski siyasilerdensiniz” diye soruya açık konuşmuştu Suat
     Mustafa
“Bu işin eskisi yenisi olmaz, gerçi burada varmış ama bizim Almanya’da bu işin eskisi yenisi olmaz.”
“ Yani halen siyasetin içindesiniz, onu demek istiyorsunuz, ne yapıyorsunuz öğrenmek isterdim”
     Suat yine imalı konuşmuştu, Mustafa farkına varmamış gibi başlamıştı söze.
“ Yeşiller partisindeyim, Türklerle ilgili konularda birlikte çalışıyoruz,birazda edebiyatla ilgileniyorum” demişti
     Suat tekrar araya girmişti.
“Türkiye ye o zaman sık sık geliyorsunuz”
“hayır”
demişti Mustafa sıkılarak ve eklemişti
“siyasi yasağım var sanıyordum”
    Suat
“Yani”
“Yani siyasi yasaklar kalkmış uzun süredir, aranmıyormuşum, girişte korkularımın boşuna olduğunu gördüm”
diyerek savunma gereği duymuştu
     Şenol araya girmişti
“Bak ben böyle düşündüğünü bilmiyordum, niye bana sormadın, durumu anlatırdım”
     Mustafa
“Seni riske sokmak istemedim, uzun süre zaten içerde idin”
konuşmanın akışı rahatsız etmeye başlamıştı Mustafa’yı eski coşkusu erimişti…
“Şimdi siz o kadar süre kaçak olmadan kaçak mı yaşadınız”
demişti Suat
“öyle olmuş”
dedi soğuk bir tonda Mustafa ve eklemişti
“doğrusunu yaptığıma da inanıyorum, bu devlete güven olmaz, Alman vatandaşlığını almadan giriş yapmadım, ayrıca yeşiller partisinin de yönetimine girdiğim için bölgede olsa fark etmez, bana dokunamazlar”
 “Anladım”
dedi Suat ve tekrar etmişti sözünü, İşlerini gerekçe göstererek müsaade istemişti masadan, Mustafa yerinden doğrularak elini uzatırken arkasını dönerek diğer masaya yönelmişti.
Şenol üzülmüştü açıklama gereği duydu.
“görmedi”
dedi
“görse sıkardı, ince ruhludur, sende sanatçı olduğuna göre anlarsın”
    Mustafa bozulduğunu fark ettirmemeye çalışıyordu
“öyle”
dedi
“çok dalgın birine benziyor, şu dönemlerde her önüne gelen sanatçı oldu, kimin gerçek sanatçı olduğunu anlamak için konuşmak gerekiyor. Bizim Almanya’da bir kitap bastırmak istediğinde dünyanın parasını veriyorsun burada bin yurora sanatçı oluyorsun.”
     Şenol anlamamıştı
“Kitaplarının parasını şair kendimi ödüyor yani.”
diye şaşkın sormuştu
     Mustafa tedirgin bir biçimde
“Yayınevleri editör incelemelerinden geçmeden kitap basmıyor, o da zaman alıyor, çabuk çıksın istiyorsan kendin bastırıyorsun, benimde acelem olduğu için öyle yaptım”
“Yayın evi çıkarmadı mı kitabını”
“yayın evi çıkardı da maliyeti editör incelemesinden geçip zaman kaybı olmasın diye ben karşıladım bin yuro benim için para değil”
“Almanya’da daha pahalı dememiş miydin.”
“İnternetten bir yayın evi sahibi arkadaş kitabını çıkaralım diye ısrar edince böyle oldu”
konu gittikçe Mustafa’yı sıkmaya başlamıştı, değiştirmek istedikçe Suat’ın başlattığı yere dönüyorlardı.
     Mustafa kolundaki saate baktı, ani bir hareketle kalktı
“saat üçe gelmiş randevuya geciktim, kusura bakma, akşam haberleşiriz”
derken diğer taraftan dan cüzdanını çıkarmıştı gitmek için kasaya doğru yöneldi.
Şenol bir yandan hesap ödemeyle ilgili itiraz ederken diğer yandan ani iş çıkışı şaşırtmıştı…
Suat, Şenol’un sıkıntılı halini görerek parayı kabul etmemişti.
“bu sefer bizden olsun diyordu, Şenol’un misafirisin.”
    Mustafa gitmişti, Suat’la kalmıştı Şenol gitmek istedi, Şenol kasanın yanındaki tabureyi gösterdi,
“otur iki laf edelim”
diyerek
Şenol oturdu…
Suat sormuştu
“Bunlar değilmi bizi bu durumlara düşürenler, ne diyordu öyle, geçmişle hesaplaşma filan”
Şenol
“her zamanki konu, her kes tutturmuş bir hesaplaşma gidiyor, neyin hesabı ise, bir türlü bitmedi”
diye yanıtlamıştı.
    Suat tekrar sormuştu;
“Dejenerasyon, Amip hikayelerine de girmiştir mutlaka”
“Dejenerasyon konusuna fırsat bırakmadın ki girsin, ama bıraksan girecekti, sanki kuşak ilk kez bir çizgide buluşuyor, Dejenerasyon, amip gibi bölünme, geçmiş ile hesaplaşma, yurt dışına kaçtım, içerde şu kadar yattım çizgisi”
    Şenol anlatırken gülümsüyordu.
     Suat
“sahi şunun birde yurt dışına kaçması var değilmi”
    Şenol
“Konu öyle değil darbe geldiğinde yurt dışına bir yolunu bulup çıkmış, sonrada iş bulamayınca sığınma istemiş, öyle birkaç mitinge katılma dışında aktifliği yoktu, o da çevresine ters düşmemek içindi, sonrada anladığım korkup gelmemiş”
“yani mastürbasyon yapıyor, Almanya’da Türk, Türkiye’de Alman edebiyatı, bunlarla geçen zamana yazık.”
Diye tamamlamıştı Şenol’u, Suat.

Türk Öğer KOÇ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder